10 Mayıs 2012 Perşembe

SUSAMLI SİMİT VE GEÇ KALMIŞ OFİS KAHVALTISI

Bu yayın geç kalmış bir yayındır =) Cumartesi günü yaptığımız ofis kahvaltımızdan ve kirpinin doğumgününden kalma sahnelerdir.Cumartesi iş gününü güzelleştirmek için insan üstü çabalarımız devam etmektedir.Bizim yaptığımız şey, annemin maydanozu hiç sevmeyen erkek kardeşime maydanozları böreğin içinde kullanarak yutturma çabasına benzemektedir... Evde bir maydanoz kaosudur devam etmektedir.Kardeşim yutmakta mıdır hayır, peki biz hayır =) İşte cumartesi avuntularımızdan bu sefer susamlı simit...
 
Tarif ve imalat annemden eşimin doğumgünü için yapmıştır, fotoğraflar benden ertesi gün kalanları ofise götürmüşümdür, yeme kısmı bizden malum maydanozları börek içinde yutmaya çalışıyoruzdur...





 
Malzemeler:

Hamuru İçin:
  • 1 tane margarin
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 çay bardağı yoğurt
  • 1 yumurtanın sarısı
  • 1çay kaşığı sirke
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1 adet kabartma tozu
  • Alabildiğince un
Üzeri için:
  • 1 yumurtanın beyazı
  • Susam
Yapılışı:Margarini kısık ateşte biraz eritelim.Tamamını eritmeye gerek yok, ocağın altını söndürdükten sonra kalan yağın sıcaklığıyla kendi kendine eritmesini sağlayalım.Eriyen yağımız ile tüm hamur malzemelerimizi karıştırarak kulak memesi kıvamında bir hamur elde edelim.Hamurdan ceviz büyüklüğünde bir parça koparalım ve bu parçayı boru şekline getirelim.Daha sonra borudan bir yuvarlak yaparak uçlarını birleştirelim.Bütün hamuru bu şekilde yaparak bitirelim.Her bir simit parçasının üzerini önce yumurta beyazına daha sonra susama batıralım ve az yağlanmış tepsimize yerleştirelim.180 derecelik fırınımızda üzeri kızarana kadar pişirelim afiyet olsun...

Not:Bu tarife göre oluşturduğunuz simitler pastane simitleri gibi yumuşak değil kurabiye kıvamında kıyır kıyır olacaktır.Simitlerimizin bu şekilde gevrek olmasını sağlayan içine koyduğumuz sirkedir.Bu yüzden sirkeyi sakın unutmayın derim...

9 Mayıs 2012 Çarşamba

ÇOK YÖNLÜ BLOGGER ÖDÜLÜ

Tariflerini ve gezdiği mekanları keyifle takip ettiğim sevgili Gökçe çok yönlü blogger ödüllerinden birini de bana göndermiş.Bana bu ödülü yolladığı için buradan Gökçe'ye çok teşekkür ediyorum.İşte onun hem değişik yemek tarifleri verdiği hem de keşfettiği mekanları anlattığı güzel bloğu da burada http://gokceertin.blogspot.com/



Tabi bu ödülün bir de koşulları varmış =) Listemde beni takibe alan bütün arkadaşlarımın bu ödülü hak ettiğini düşünerek seçim yapmayıp genel olarak herkese göndermek istiyorum bu ödülü.Biraz politik olduk ama öyle her emek sahibine gitsin buradan bu ödül...

Kendimle ilgili 7 özelliği sıralamaya gelince beni okuyan arkadaşlarım iyi bilir yazılarımda sıklıkla alışkanlıklarımdan bahsederim ama bir arada söylemek gerekirse genel olarak plan programına düşkün, bazen çok ciddi bazen çocuk gibi, sonsuz umut sahibi, ailesine ve sevdiklerine muhteşem bağlı, spor ve sağlık konusunda dikkatli, yeni mekanlar keşfettiğinde çok mutlu ve en kötüsünü sona sakladım maalesef inatçı bir tiplemeyim =) 

3 Mayıs 2012 Perşembe

İTALYA

Gezi günlerine devam...Gezi günlüğüme İtalya dosyası ile devam etmek istiyorum.İtalya'da gezdiğimiz şehirler ile ilgili yayınları ayrı ayrı yapacağım ve hangi şehirde nereleri görelim neler yapalım listeleyeceğim ama öncelikle İtalya ile ilgili genel bir fikir edinmeniz için bir İtalya başlığı açmak istedim.İtalya dosyasını açmak için baya geç kaldım ama olsun bu yaz gitmeyi planlayanlar için güzel bir paylaşım olacağını düşünüyorum en azından...Çünkü İtalya'ya gitmeden önce ben de bir çok blogger arkadaşımın paylaşımlarından yararlandım bu yazıyı da yaza girmeden yayınlamaya karar verdim.Umarım bu dosyam İtalya'ya tursuz gitmek isteyenler için iyi bir yol gösterici olur.Öncelikle metro istasyonunda gördüğüm bu sevimli şeyi hemen yayınlamak istiyorum.Evimdeki esmer bebeğin canlanmış hali adeta =) Onunla çok ilgilendiğimi gören annesi bebek arabasından indirip kucağıma almama izin verdi.Biblo gibi hiç mimik yok kocaman gözleriyle öyle bakıyor...



Yolculuğumuza dönecek olursak İtalya en çok görmeyi istediğim ülkelerin ilk sıralarındaydı açıkçası ve buraya evlendikten sonra eşimle birlikte gitmek kısmet oldu.2011 yılının Ağustos ayında yani geçen yaz oradaydık ve 7 günlük bir tatil planladık.Sıcak ama gürültücü insanları, her birinde canlı sanat tarihi dersi işleyebileceğiniz güzel sokakları ve Türkiye ile benzer bazı organizasyon bozuklukları ile değişik bir deneyim oldu bizim için İtalya.Bütün yolculuk planımızı eşimle birlikte tüm detayları ile organize etmemiz ile de gayet keyifli bir tatil haline dönüştü. Biraz İngilizce biliyorsanız ve organizasyon yeteneğinize güveniyorsanız turlara bağlı kalmadan kendiniz gidin derim, en azından ben buna tarafım.Şehri yaşamak ve onu daha iyi keşfetmek için kendi yapacağınız bir organizasyonun daha iyi olacağını düşünüyorum.Evet biraz daha zahmetli olabiliyor ama eğer meraklı iseniz kesinlikle daha eğlenceli.Biz sırayla 3 gün Roma'ya 2 gün Floransa'ya, 1 gün Venedik ile Murano ve Burano Adalarına ve 1 gün de Vatikan'a ayırdık.Yani Roma'ya inip Roma'dan dönüş yapmış olduk.Eğer ayarlayabiliyorsanız Roma gidiş Venedik dönüş daha uygun bir alternatif olabilir.




Ben gitmeden önce bir bir bütün gezilmesi gerekli alanları araştırıp liste yaptım ve google map kullanarak bu yerleri harita üzerinde işaretleyerek kendi haritamı kendim oluşturdum.Turist info noktalarından alacağınız şehir haritaları da aynı işlevi görüyor.Aman gezilmedik gidilmedik alan kalmasın ne olur ne olmaz işgüzarlık yaptım işte amaç haritayı kafama yazmak =) Daha sonra tarihi mekanların tarihçeleri ile ilgili yazılar indirip,  bir güzel çıktılarını aldım.Otel ve uçak rezervasyonlarını da internetten yapınca işte organizasyon tamam... İşte kendi planınızı hazırlayabilmeniz için benden tavsiyeler...

Ulaşım: Biz Roma'da Fiumicino Havaalanını ve Bluexpress hava yollarını kullandık.Thy'den sonra İtalyan hava yolları gayet indirimli kalıyor.Havaalanından sonra eğer merkezde kalacak iseniz Roma Termini'ye gitmeniz gerekecektir ve bunun için birçok alternatifiniz var.Taksi ve araba kiralamanın yanında tren ve otobüsü de rahatlıkla kullanabilirsiniz.Biz otobüs daha doğrusu bus shuttle seçeneğini kullandık.Otobüs şoförümüz açtı bize İtalya müziklerinden takındı bir de o klasik İtalyan rahatlığını üzerine gayet keyifli bir yolculuk yaptırdı bize =) İşte uçak rezervasyon linki:  http://www.blu-express.com/it/index.html

İtalya'da şehirler arası yolculuklarınızı tren ile gayet kolaylıkla  sağlayabilirsiniz.Gayet iyi bir demiryolu ağları var ve biletleri internet üzerinden rahatlıkla alabildiğiniz gibi Termini'de bulunan makinelerden kendiniz de alabilirsiniz.İşte siteleri :  http://www.trenitalia.com/

Şehir içi yolculukta ise Roma'da metroyu tavsiye ederim.Floransa'da zaten her yer yürüme mesafesinde olduğu için ulaşım sorunu yok.Venedik'de ise ya tabana kuvvet ya da deniz ulaşımı.Bunun içinde sürekli çalışan vaporettoları var.Alacağınız günlük bilet ile adalar bölgeleri de dahil olmak üzere sınırsız yolculuk yapabilirsiniz.Keyif için ise gondollar sizi bekliyor.

Nerede Kalalım: Kalınacak yer konusundaki en büyük tavsiyem merkeze yakın mesafede ya da en azından metroya yakın bir otelde kalmanız.Çünkü akşamın bir vakti otelden çıkıp o harika mekanların keyfini bir de gece çıkarmak gibisi yok.İtalya'da gittiğimiz bütün şehirler için bu geçerli.Biz gündüz gezip akşam otelimize dönüp biraz dinlendikten sonra bir de gece turlarına çıkıyorduk.Bu yüzden merkeze yakın olmamız çok işimize yaramıştı.Otel rezervasyonlarınızı  http://www.hrs.com/  sitesinden rahatlıkla yapabilirsiniz. Biz Roma'da Hotel S.Giusto'da kaldık metro durağı dibimizdeydi ve merkeze sadece iki durak mesafede idik tavsiye edebilirim.Floransa'da kaldığımız otel ise Hotel Castri idi.Konumu merkeze yürüme mesafesinde otellerin bulunduğu bir cadde olan Via Nazionale'de idi.Ana tren istasyonunda inip yürüyerek 10 dakikada ulaşmıştık otelimize.Ama ne yalan söyleyeyim Roma'daki otelden daha çok memnun kalmıştık.




Neleri tadalım: Bolca hamur işi =) Ama merak etmeyin o kadar çok gezilecek mekan var ki yedikleriniz yaktıklarınızın yanında hiç kalıyor ve kilo almadan dönüyorsunuz.Başlıca tadabileceğimiz lezzetlerse şunlar;
  • Pizza öncelikle.Favorim kesinlikle pizza margherita.Sadece domates, peynir ve fesleğen var etten çok uzak bir pizza =) Ayrıca pizzaları kesinlikle bizimkilere benzemiyor.Hamuru incecik bizim lahmacun hamurumuzun inceliğinde.Makbulu ince olanları o yüzden öyle pofidik hamurlu pizzalar beklemeyin.
  • Makarnalar.Benim favorilerim penne arrabbiata ve peynirli biberli fettucine oldu.
  • Roma dondurması
  • Tiramisu (Öğleden sonra bir çok yerde kalmıyor)
  • Biramisu (Tiramisunun bira ile yapılmış versiyonu kesinlikle tavsiye ederim)
  • Kruvasan (Kahvaltılarının vazgeçilmezi.Döndükten sonra hala kruvasan çekiyordu canım)
  • Bruschetta
  • Espresso ve cappuccino ( Cappuccino öğleden sonra içilmezmiş efendim diye kocasına hava atan ben sırf havam bozulmasın diye o acı espressoyu zoraki içtim mi içtim.Sert kahveler hiç bana göre değil ama olsun topluma uyum şart =))
  • Limoncello (Bir çeşit limon likörü.Tek başına içilebildiği gibi bize yerinde tatlı yanında tavsiye edilmişti, süper de gitmişti)
  • Kırmızı şarap (Chianti şarapları)


Neler yapalım: Gezilmesi gereken yerleri ayrı dosyalar halinde daha sonra şehir şehir yayınlayacağım.Ama öncelikle tarihi mekanları gezmenin dışında neler yapalım onlar hakkında bir kaç tavsiye:
  • Roma gecelerini değerlendirelim.Akşamları gece yarılarına kadar Roma gecelerinde hareketlilik devam ediyor.Floransa için aynı şeyi söyleyemem belirli bir saatten sonra bir çok sokak boşalıyor. 
  • Boş bulduğumuz çok rağbet olmayan bir meydancıkta taşlara boydan boya uzanıp dinlenmenin keyfini çıkartalım.Evet rağbet gören meydanların dışında özellikle Roma'nın minik meydancıklarını da keşfetmenizi tavsiye ederim.O müthiş kalabalıktan sonra süper oluyor.
  • Tarihi mekanların dışında kalan İtalya sokaklarını keşfedelim.
  • Sokak sanatçıları ile fotoğraf çektirelim.
  • Sokak ressamlarına karakalem resmimizi çizdirelim.(Ben vakit kaybetmemek adına çizdiremedim)
  • Roma'da Villa Borghese bölgesindeki yeşil alanda minik bir piknik yapıp gölette kayık keyfi yapalım.
  • Roma'daki Porta Portese Bit Pazarı'nı gezelim.Ben fotoğrafta renkli çanak çömleklere dalmış gibi gözüksem de gayet güzel eski tablolar ve dekoratif objeler de bulabilirsiniz.Bu pazar haftada bir gün pazar günleri  kuruluyor ve sadece öğlen saatlerine kadar açık kalıyor.Piazza Ippolito Nievo tramvay durağında indiğinizde rahatlıkla bulabilirsiniz.





Neler yapmayalım :
  • Yemek mekanlarında mümkünse İtalyanların yakınlarına oturmayalım.Gayet gürültücüler...
  • Her adım başı türemiş olan Hintli satıcılardan uzak duralım.Onlardan bir şey alacaksanız da sıkı pazarlık yapın.
  • Beğendiğimiz bir şeyi almayı ertelemeyelim.Yarın alırım biraz daha bakayım demeyin.Tatile müthiş düşkünler bugün açık yarın kapalılar özellikle Ağustos ayı tatil zamanı İtalyanlar için.Ayrıca terminideki süpermarket dışında her gün her saat açık market bulamayabiliyorsunuz.
  • Türkiye'den büyük banknotlarla gitmeyelim.Döviz bürolarında bile bozduramıyorsunuz büyük banknotları.Evet şaka değil mümkünse en büyük banknotunuz 50 euro en fazla 100 euro olsun.

Ne alalım:
  • Rengarenk hazır makarnalar.Siyah renklisi bile var beni kırmızı ve yeşil olanları kandırdı =) Roma'daki meydanlarda kolaylıkla bulabilirsiniz.
  • Hatıra minik objeler; minik heykelcikler, magnetler, minik takvimler...
  • Floransa'dan Toscana şarapları
  • Limoncello
  • Tarihi mekanların satış ofislerinde birbirinden güzel sanat tarihi kitapları ve Roma mimarisi ile ilgili kitaplar var.Ben en çok Roma'daki tarihi mekanların önce ve sonra kıyaslamasını yapan tarzdaki kitapları beğendim ve hemen bir tane edindim.Türkçe hariç birçok dilde bulabiliyorsunuz.
  • Venedik'ten maske (10 eurodan 500-600 euroya kadar devam eden ciddi bir fiyat aralığı var.Özellikle taşlarla işlenmiş olanlarına bayılmıştım)
  • Murano Adası'ndan cam ürünleri.Özellikle Çizgili bardak sürahi takımları kesinlikle çok güzeldi.
  • Burano Adası'ndan dantel ürünleri.Kendi annem de yapıyor aynılarından, ama malum Burano'da yapılınca ünü dünyaya yayılıyor =)
  • Biraz daha maliyeti arttıracaksak eğer çok güzel deri ürünler alabilirsiniz.
  • Daha da arttırırsak =) Roma Via Condotto'da ünlü markaların kıyafetlerini bulabilirsiniz.
Sonuçta İtalya gezisinde beni en çok mutlu eden şey sanırım Burano Adası'ndaki rengarenk evlerin arasında dolaşırken orada yaşadığıma dair hayaller kurmak ve aldığım Toscana şarapları, eşimin ise her gün bir çeşidini denediği Roma dondurmalarıydı =) 

28 Nisan 2012 Cumartesi

BİR OFİS KAHVALTISI VE ŞİKAYET

Bir ofis kahvaltısı daha...Meşhur cumartesi kahvaltılarına kaldığımız yerden devam ediyoruz.Yani devam ediyoruz da "cumartesi ve çalışmak" ne kadar uyumsuz ne kadar gereksiz bir ikili.Oysa ki hayallerimin cumartesi ikilileri ise aslında şöyle; "cumartesi ve gezmek" ,"cumartesi ve dinlenmek" ,"cumartesi ve işsizlik","cumartesi ve aile kavuşmaları","cumartesi ve güneşli bir gün","cumartesi ve hobiler" vs. vs. bu listem uzar gider.





Şimdi yani çalışmak terimi hiç yakışıyor mu cumartesi gününün yanına.Bunu biz anladık ama bu yeterli değil.Yani verimlilik analizi denilen bir şey var.Hafta sonu yeterli gelmez ise insancıklara pazartesi günü böyle sendrom üzerine sendrom geçiririz işte.Oysa cumartesi kaybedeceğimiz düşünülen iş saati tatil edilse yeteri kadar dinlenmenin verdiği enerji ile pazartesi günü daha adam akıllı iş başı yapıp cumartesi kaybedilen iş kaybını bu enerji ile kat ve kat yerine koymaz mıyız koyarız.Ama nerde bunu ben anladım da başka anlayan yok.Böyle daha çok iş yaptığımız düşünülsede verim düşüyor ve daha az iş yapılıyor...Nerede bu millet nerede bu devlet =) Şikayet üzerine şikayet gibi oldu ama öyle doğruya doğru muhalifim iş ile ilgili meselelerde hem de çoookkk şimdi derinine girersem çıkamam o yüzden hadi sağlıcakla kalın ve bol tatilli ben de inşaat piyasasını kurtarmaya devam edeyim peahh...

26 Nisan 2012 Perşembe

DOMATES SOSLU TOP KÖFTE

İşte top köftelerim...Köfteler kirpimin elinden makarna ve sos benden.Menü cumartesi akşamımızdan.Ben bayıla bayıla yedim bu menüyü makarna sevmeyen var mı?



Malzemeler:
Köfteler İçin:
  • 500 gr. kıyma
  • 1 orta boy soğan
  • 1 yumurta
  • Yarım su bardağı galeta unu
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı kekik
  • Yarım çay kaşığı karabiber
Domates sosu için:
  • 2-3 dal taze yeşil soğan
  • 1 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 3 adet domates
  • 1 diş sarımsak
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 1 çay kaşığı tuz



 
Yapılışı: Köftelerimiz için soğanları minicik doğrayıp diğer malzemelerle iyice yoğuralım ve minik boy top köfteler hazırlayalım.Top köftelerimizi az yağda kızartalım.

Sosumuz için az sıvı yağımızda ince doğranmış yeşil soğanlarımızı biraz kavuralım ve salçamızı ve doğranmış sarımsağımızı ekleyip bir iki çevirip hemen küp küp doğranmış domateslerimizi ve tuzumuzu ekleyip sosumuzu pişirelim.Eğer domateslerimiz yeteri kadar sulu değil ise yarım çay bardağı kaynamış su ilave edip sosumuzu hazır hale getirelim.Sosumuzu köftelerimizin üzerine dökerek servis edelim.

FESLEĞEN SOSLU FETTUCCINE

Hafta sonundan kalma tariflere devam =) Ya bu kız bir tek hafta sonu mu yemek yapıyor deseniz yeridir valla öyle değil...Sadece hafta içi yemeğimi apar topar pişirip acil yeme faslına geçtiğimiz için fotoğraflamaya fırsat bulamıyorum zaten iş günlerinde öyle vakit alıcı yemekler de yapamıyorum.O yüzden hafta sonu tariflerine devam...



Geçen haftalarda iş için Torino'ya giden eşimden sadece iki şey istedim.Magnet koleksiyonum için magnet ve çeşit çeşit İtalyan makarnalarından.İnsan büyük şeyler ister değil mi? Neymiş makarna =) Olsun ben böyle mutluyum... Makarnaların arasından hemen fettuccineyi ayırdım ve pişirdim.Üzerinde soslu top köftelerle servis ettim.Fettuccinenin asıl meşhur tarifi olan fettuccine alfredo yapmayı sonraya bıraktım.Bu seferlik sadece fesleğen ile sade bir sos hazırlayıp üzerine soslu köftelerimi ekleyerek makarnamı lezzetlendirdim.Top köftelerim de işte burada...

23 Nisan 2012 Pazartesi

AİLECE PAZAR KAHVALTISI

Güzel bir hafta sonunun arkasından işte taze taze kahvaltı masamız.Pazar sabahı anneden dedeye kadar biz bize tüm aile kahvaltı masasındaydık.Kahvaltı sonrası dedem için bir kez daha düğün videosu izlendi.Ben de birileri eve gelip düğünü izlemek istedikçe izliyorum kendi düğün videomu.Yoksa nerede oturup baştan sonuna kadar kendi düğünümü izlemek için zaman.Bazı komikliklerimi 2 sene sonra ancak fark edebiliyorum.Her izlediğimde yeni bir şey... Mesela yıllar önce gelin çiçeğini çok saçma bulan ben tebrikler ve fotoğraflar boyunca elimdeki gelin çiçeğini sıkı sıkı tutmuş öyle kalmışım.Bir ara artık elim yorulduğundan mıdır iyice elimi yukarı tutarak neredeyse burnumun dibine kadar yaklaştırmışım çiçeği...Dün izlerken gülüyor annem.Ya hadi benim aklım beş karış havada niye hiçbiriniz beni uyarmadınız diyorum, kime diyorum düğünde hepimizin aklı beş karış havada =) Ben ve çiçeğim de bütün fotoğraflarda ta ki kolum yorulup da çiçeği bırakmayı akıl edene kadar...






Neyse kahvaltı masamıza dönelim.Kahvaltı masamız için sıcak bir şeyler olmazsa olmaz bu yüzden ben sigara böreği hazırladım akşamdan ve sabahleyin kızarttım.Sigara böreğinin tarifini bilmeyen yoktur ama yine de vereyim =) Lor peyniri ile doğranmış maydanozu karıştırın.1 yufkayı eşit 8 üçgen parçaya bölün ve her bir yufkanın geniş tarafına yeterince peynirli içten koyup sarın ve yufkanın ucunu hafifçe suya batırarak yapıştırın.En son kızgın yağda her iki yüzü kızarana kadar kızartıp yağını çekmesi için peçetenin üzerinde bir süre bekletin.

Bu arada ben akşam akşam dalgınlıkla 1 yufkayı değil 8 tam 16 parçaya bölmüşüm e toplamda 4 yufka olunca sar babam sar dile kolay tam 64 tane sigara böreği sardım =) Olsun işin iyi tarafı buzluğa atacak bir sürü sigara böreğim oldu.Evet unutmadan hazır sarılmış sigara böreklerinizi pişirmeden buzdolabı poşetlerinde buzluğunuza atabilirsiniz.Denedim buzluktan çıkarılıp kızartınca aynı sonuç oluyor sadece kızartırken yağ ilk başta birkaç sıçrama yapıyor o kadar.Afiyet olsun...